İSLAMDA ÇOCUĞA VERİLEN ÖNEM

Çocuk, Allah Teâlâ'nın büyük bir nimeti ve ihsânıdır. Her çocuk bir çiçektir. Çocuk masumdur, günahsızdır. Çocuk bir süs, bir
zinettir. Çocuk bir hazine bir güzelliktir. Şâirin diliyle:
"Kim demiş ki çocuk küçük bir şeydir,
Belki de çocuk en büyük şeydir"(1)
Kur'an-ı Kerim'e baktığımız zaman görürüz ki; birçok Peygamber, Allah'tan çocuk nimetine sahip olabilmeyi istemiştir.
Meselâ Hz. Zekeriyya (a.s.) Allah Teâla'ya şöyle niyâz etmiştir:
"(Rabbim!) Doğrusu ben, arkamdan işbaşına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karımda kısırdır. Tarafından bir veli (oğul) ver."(2)
"Orada zekeriyya, Rabbine duâ etti: "Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duâyı hakkıyla işitensin,
dedi."(3)
"Hz. İbrahim Halilullah (a.s.)'da Allah'a şöyle yalvarmıştı:
"Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi."(4)
"İşte o zaman biz O'nu (İbrahim'i) halîm (uslu) bir oğul (İsmail) ile müjdeledik."(5)
Ayrıca İbrahim (a.s.)'de kendisine çocuk ihsân eden Allah'a şöyle duâ etmiştir:
"İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duâyı işitendir."(6)
"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri, namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz! Duâmı kabûl et!"(7)
Anne ve babaya çocuk nimeti sadece Allah Teâlâ tarafından verilebilir. Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:
"...Servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık."(8)
"Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder."(9)
"Yahut onlara, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir. Dilediğini de kısır kılar. O, herşeyi bilendir, her şeye gücü
yetendir."(10)
Çocuklarımızdan Sorumluyuz!..
Müslüman bir anne ve baba, çocuklarının eğitimininden, terbiyesinden ve iyi bir şekilde yetiştirilmesinden sorumludur.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Hepiniz çobansınız ve mâiyetinizdeki sürüden mes'ulsünüz."(11)
"Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır."(12)
"Çocuğun ismini ve terbiyesini güzel yapmak, ana ve babanın çocuğuna karşı olan görevlerindendir."(13)
Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
"Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..."(14)
Bu ilâhî emir gereğince her Müslüman, kendisini Cehennem ateşinden korumak için; Allah'ın emirlerini yerine getirip,
yasaklarından korunacaktır. Hz. Ömer (r.a.):
"Yâ Rasûlallah! Nefislerimizi vikâye ederiz (koruruz) fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?" demişti.
Allah Rasûlü (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Allah'ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz. Bu şekilde onları
korumuş olursunuz."(15)
Yine Allah Rasûlü Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Çocuklarınıza ikram (ve ihsan) ediniz. Terbiyelerine çok dikkat ediniz. Onları güzel terbiye ediniz."(16)
"Çünkü onlar, Allah'ın size hediyesidir."(17)
"Yedi yaşındaki çocuklarınıza namazı emrediniz. On yaşına bastıkları halde kılmak istemezlerse onları cezalandırınız. Kız ve
erkek çoçukların yataklarını ayırınız."(18)
Çocuklarınızı şu üç güzel haslet üzere yetiştiriniz:
Peygamber sevgisi, O'nun Ehl-i Beyti'nin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim (okuma) sevgisi."(19)
"Allahtan korkunuz ve adaletli olunuz."(20)
Çocuklarını iyi yetiştiren kimselerin öldükten sonra da sevap defteri kapanmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadis-i
şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kimsenin (sevap defteri) kapanmaz. Sadaka-i cariye (cami, medrese, çeşme gibi kalıcı hayır eseri) bırakanlar. Hayırlı, faydalı ilim bırakanlar (dinî bir eser yazan veya ilmî icat ve keşif yapanlar). Anne ve babasına hayır duâ eden (salih ve hayırlı) bir çocuk bırakan."(21)
Unutmayalım ki, Kur'an-ı Kerim bizleri şöyle uyarmaktadır:
"Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız imtihan sebebidir ve büyük mükafât Allah'ın katındadır."(22)
"Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafât ise Allah'ın yanındadır."(23)
"Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan (zikretmekten) alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar
ziyana uğrayanlardandır."(24)
Bazı Peygamberlerin Çocuklarına Yaptığı Öğütler:
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, bazı peygamberlerin çocuklarına nasıl nasihat ettikleri anlatılmıştır.
Bu konuda bazı örnekler verebiliriz:
"Bunu (Müslüman olmayı) İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı)
seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz (dedi)."(25) Lokman (a.s.)'ın oğluna yaptığı nasihatlar Kur'an-ı Kerim'de
şöyle anlatılmıştır:
"Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti."(26)
"(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demiştiglücklich Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik ve kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve herşeyden haberdardır."(27)
"Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye
değer işlerdir."(28)
"Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez"(29)
"Yürüyüşünde tabiî ol,sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir."(30)
Çocuklara Sevgi ve Şefkat
Çocuklara iyi davranmak, onları sevmek, onlara karşı şefkat ve merhamet göstermek İslâm Dini'nin emirlerindendir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), çocukları çok severdi. Her gördüğü yerde çocuklarla ilgilenir, onları okşardı. Bilhassa yetim
çocuklara karşı müstesnâ bir ilgi gösterirdi. Ashabına da bu konularda tavsiyelerde bulunurdu.
Sahabe-i Kirâm'dan Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor:
Bir gün Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), torunu Hz. Hasan (r.a.)'ı öpüyordu. O sırada yanında bulunan Akra bin Hâbis:
- Benim on çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim, dedi.
Peygamber Efendimiz, (evlat şefkatinden yoksun olan bu adama baktı ve):
"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz." Buyurdu.(31)
Hz. Aişe (r.anha) vâlidemizin anlattığına göre; bir defasında bedevîlerden bir grup insan, Rasûlullah'ın huzuruna gelmişlerdi. Bir münâsebetle: "Sizler çocuklarınızı öper misiniz?" dediler. "Evet" cevabını alınca, takındıkları olumsuz tavır üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Eğer Allah Teâlâ sizin gönüllerinizden rahmeti ve şefkati çekip almışsa ben ne yapabilirim?... (sizin gönüllerinize şefkat ve
merhamet koyabilir miyim?)"(32)
Üsâme bin Zeyd (r.a.) şöyle der:
Hz. Peygamber (s.a.s.) beni bir dizine, Hz. Hasan (r.a.)'ı da diğer dizine oturtur, sonra bizlere sarılıp:
"Allah'ım! Ben bunlara merhamet ediyorum, sen de onlara merhamet eyle" derdi.(33)
Kız-Erkek Ayırımı Yapmamak
Hz. Âişe (r.anha) vâlidemiz şöyle anlatır:
Beraberinde iki kiz çocuğu bulunan bir kadın yanıma gelip, bir sadaka istedi. Ben araştırdım ve bir hurmadan başka birşey
bulamadım. O hurmayı verdim. Kadın hurmayı ikiye bölüp her birisine birer parça verdi, sonra da gitti. Rasûlullah (s.a.s.) gelince
durumu kendisine arz ettim. Buyurdu ki:
"Kim ki kendisine kız çocuk verilirse ve o da onlara ihsanda bulunursa; onlar kendisine ateşten hicap (perde) olurlar."(34)
Allah Rasûlü (s.a.s.) Efendimiz, kız çocuklarının hor görülmesini ve çocuklar arasında kız-erkek ayırımı yapılmasını şiddetle
yasaklamıştır. Kız çocuklarını hor ve hakir görmek, çocuklar arasında ayırım yapmak uygun bir hareket değildir. Bu hareket bir "Cahiliyye Çağı" âdetidir. Cahiliyye çağında bazı kimseler kız çocuğuna sahip olmayı bir ayıp sayarlardı. Kur'an-ı Kerim'de
bunun doğru olmadığı şöyle belirtiliyor:
"Onlardan birine kızı(olduğu) müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir."(35)
"Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa
toprağa mı gömsün! Bakın ki, hüküm ne kadar kötüdür."(36)
Maalesef zamanımızda tekrar cahiliyye âdetlerine dönen ve kız çoçuklarını hakir gören bazı cahil kimseler vardır. Hatta erkek
çocuğu olmadı diye hanımını döven ve boşayan kimseler dahi mevcuttur. Bu gibi hareketler hiç de doğru değildir. Çocuğu veren ve hangisinin anne-baba hakkında hayırlı olduğunu bilen Allah Teâlâ'dır. Allah'ın verdiğini güzel karşılamak ve o emaneti
gereği gibi korumak da bizim görevimizdir. Bir çocuk sahibi olmak için büyük servet ve para harcayıp da çocuk nimetini elde
edemeyen aileler bizim için bir ders değil midir? Hem Allah Teâlâ evlat konusunda yegâne ve tek tasarruf sahibidir. Çocukları o
ihsân eder. O isterse hiç evlat nasip etmez. Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Çocuğun Ölümüne Sabretmek
Evladının ölümüne sabreden ana ve babalar için de müjdeler verilmiştir. Ölen çocuklar anne ve babalarını Cehennem'e karşı
koruyan bir kalkan gibidir. Çünkü evlat acısı, acıların en büyüklerindendir. Evlat acısına sabretmek kolay değildir. Çok büyük bir sabır ister. Allah Rasûlü (s.a.s.), çocuklarının ölüm acılarını tatmış çok müşfik bir babadır.
Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor:
Allah'ın Elçisi'nin bir oğlu oldu. Adını İbrahim koydu. Çocuğu, Medine-i Münevvere'nin yüksek bölgelerinden birinde oturan
Ümmü Seyf'e süt anneliğe verdi... Bir defasında yine birlikte Ebû Seyf'in evine gitmiştik ki, çocuğu Allah Rasûlü'nün
kucağında can çekişirken görmüştüm. Allah'ın Elçisi'nin gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bana şöyle söyledi:
"Göz ağlar, kalp hüzünlenir. Dilimiz ise Rabbimizin râzı olacağından başka bir kelime söylemez. Ey İbrahim! Vallahi biz senin ayrılığından dolayı gerçekten pek hüzünlüyüz, pek kederliyiz."(37)
Bir kadın, ölen çocuğu için aşırı derecede ağlayıp dövünürken, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) onu teselli etmişti. Kadın, henüz
Peygamberimizi şahsen tanımadığı için;
"Senin çocuğun ölmedi ki, sen bu acıyı bilemezsin," demişti.
Kadına, Allah'ın Elçisi tanıtılınca çok utanıp pişman olmuş, özür dilemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), şu sözleri ile o kadını
teselli etmiş ve ümetlendirmiştir:
"Yemin ederim ki sen, kendini çok sağlam bir duvar ile Cehennem'den korumuşsundur."(38)
Bütün bu örnekler Peygamber Efendimizin, çocuklara nasıl davrandığını dolayısıyla da bizim nasıl davranmamız gerektiğini ortaya koymaktadır. Bize düşen; geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sevgiyle yaklaşmak, onlara örnek davranışlar sergilemek ve onlara karşı görevlerimizi mükemmel bir şekilde yerine getirmektir.
Çocuklara Tesir Eden Unsurlar
Çocukların terbiye edilmesinde ve onlara yön vermede tesirli olan unsurların başında şunlar gelir:
1- Aileler,
2- Okullar,
3- Basın-Yayın,
4- Toplum, çevre; toplumda geçerli olan âdet ve gelenekler.
Bu unsurların hepsi de müspet olmalıdır.

(ÖZET OLARAK) ÇOCUKLARA KARŞI GÖREVLERİMİZ
A- Çocuk Doğmadan Önce
Yapılacak Görevler:
1- Evlenirken dindar ve ahlâklı bir eş seçmek.
2- Nişanlanma ve evlenme törenlerinin haramlardan uzak ve İslâmî hükümlere uygun olması.
3- Çocuk ana rahmindeyken, annesinin helâl gıdalarla ve sağlık şartlarına uygun bir şekilde beslenmesi.
B- Çocuk Doğduktan Sonra
Yapılacak Görevler:
1- Çocuğa, Müslümana yakışan güzel bir isim koymak
2- Sadaka vermek.
3- Doğan çocuk kız olsun, erkek olsun Allah'ın verdiği bir emanet olarak hoş karşılamak.
4- Çocuğu helâl süt ve gıdalarla beslemek.
5- Çocuğun talim ve terbiyesini güzel yapmak:
a- Okuma yazma öğretmek.
b- Atıcılığı, yani harp sanatını öğretmek.
c- Yüzücülüğü öğretmek.
d- Biniciliği öğretmek.
6- Namaz kılmaya ve oruç tutmaya alıştırmak.
7- Çocuğu kötülüklerden ve zararlı alışkanlıklardan korumak:
a- Alkol ve sigaradan korumak.
b- Uyuşturucu maddelerden korumak.
c-Müstehcenlikten korumak.
d- Zararlı yayınlardan korumak.
e- Kötü arkadaş çevresinden korumak.
f- Kumar ve şans oyunlarından korumak.
8- Millî ve manevi değerlere uygun tarzda yetiştirmek.
9- Vakti gelince evlendirmek. Eş olacak kimselerde kısaca şu özellikler bulunmalıdır:
a- Dinine bağlı iyi bir Müslüman olması.
b- Asil ve temiz bir âileden olması.
c- Namaz, oruç gibi farz olan ibadetlerini yerine getirip, haramlardan uzak olan bir kimse olması.
d- Tahsil ve terbiyesinin iyi olması.
e- Sözü -özü doğru; ahlâkı iyi, güvenilir bir kimse olması. (39)
Âile yuvası İslâmiyet'in emirlerine uygun bir şekilde kurulursa, dünya ve âhiret saâdetine vesile olur.
Çocuklarının saâdetini isteyen her ebeveyn, bu görevleri en iyi şekilde yerine getirmelidir

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !